İletişim
İletişim
Çalışma Saatlerimiz
Pazartesi – Cuma : 09:00 – 18:00
Sık Sorulan Sorular ?
Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanmanın tüm hukuki, mali ve şahsi sonuçları üzerinde uzlaşarak evlilik birliğini hızlı bir şekilde sonlandırdıkları dava türüdür. Türk Medeni Kanunu’na göre mahkemenin anlaşmalı boşanma kararı verebilmesi için aşağıdaki üç şartın birlikte var olması zorunludur:
-
1 Yıllık Süre Şartı: Dava tarihi itibarıyla resmi evlilik bağının en az 1 (bir) yıl sürmüş olması gerekmektedir.
-
Ortak İrade (Karşılıklı Kabul): Eşlerin mahkemeye birlikte başvurması veya eşlerden birinin açtığı anlaşmalı boşanma davasını diğer eşin (veya vekilinin) duruşmada açıkça kabul etmesi şarttır.
-
Eksiksiz Protokol ve Hakim Onayı: Tarafların imzaladığı “Anlaşmalı Boşanma Protokolü”nün hakim tarafından uygun bulunması zorunludur. Bu protokolde; çocukların durumu (velayet ve iştirak nafakası), boşanmanın mali sonuçları (yoksulluk nafakası, maddi ve manevi tazminat) ve mal paylaşımı konularında kesin bir uzlaşma sağlanmış olmalıdır.
Önemli Not: Hazırlanan protokol tereddüde mahal vermeyecek açıklıkta olmalıdır. İleride dava açmak amacıyla “tazminat hakkımı saklı tutuyorum” şeklinde şarta bağlı veya yeni bir çekişme yaratacak hükümler içeren bir protokol ile anlaşmalı boşanma kararı verilemez.
KEP (Kayıtlı Elektronik Posta) adresleri, UETS gibi mahkeme ve icra tebligatları için geçerli midir?
Hayır, KEP adresleri adli ve idari yargı süreçlerinde mahkemeler veya icra daireleri tarafından yapılacak resmi tebligatlar için kullanılamaz.
Elektronik tebligat süreçlerinde yaşanan en büyük kavram kargaşalarından biri KEP ve UETS sistemlerinin aynı işlevi gördüğünün sanılmasıdır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin güncel ve net içtihadına göre hukuki durum şöyledir:
-
Tek Geçerli Sistem UETS’dir: Elektronik Tebligat Yönetmeliği uyarınca, yargı mercilerince (mahkeme ve icra müdürlüklerince) yapılacak tüm resmi elektronik tebligatların yalnızca PTT tarafından sağlanan UETS (Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi) üzerinden yapılması yasal bir zorunluluktur.
-
Yok Hükmünde Sayılma (Mutlak Geçersizlik): UETS yerine borçlunun veya tarafın KEP adresine gönderilen adli tebligatlar hukuken “yok hükmünde” kabul edilir. Yani bu şekilde yapılan bir bildirim hiçbir hukuki sonuç doğurmaz ve itiraz, cevap veya temyiz gibi kesin yasal süreleri başlatmaz.
💡 Pratik Hukuki İpucu: Ticari hayatta şirketler arası resmi yazışmalar, ihbar ve ihtarnameler için KEP sistemi güvenli ve geçerli bir yol olsa da; iş yargılamaya veya icra takibine geldiğinde devletin yapacağı tebligatlar için muhatabın mutlaka UETS adresi kullanılmalıdır.
Hukuki Dayanak: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (2023/3280 E. – 2024/587 K.) kararı.
İşçi ve işveren arasında imzalanan bir arabuluculuk anlaşma belgesi hukuken geçerliliğini koruduğu sürece; mahkeme, işçilik alacağı veya işe iade hakkında esasa girip bir karar veremez. İşçinin haklarına kavuşabilmesi için öncelikle bu belgenin iptal edilmesi şarttır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin çok güncel bir içtihadına göre (04.07.2024 tarihli karar), anlaşma belgesinin iptali talebinin nasıl ileri sürüleceğine dair kesin usul kuralları şu şekildedir:
1. İptal ve İşe İade Taleplerinin AYNI DAVADA (Birlikte) Açılması:
- İşçi, anlaşma belgesinin iptalini ve işe iade (veya alacak) talebini aynı dava dilekçesiyle açabilir.
- Bu durumda mahkeme, anlaşma belgesinin iptali konusunu bir ön sorun olarak inceler.
- Eğer davacı dilekçesinde iptalden bahsetmemiş, ancak davalı (işveren) cevap dilekçesinde “Elimizde anlaşma belgesi var” derse, mahkeme bunu yine ön sorun olarak ele alır. İşçiye iptal davası açması için ayrıca bir süre vermesine gerek yoktur.
2. İptal ve İşe İade Taleplerinin AYRI DAVALAR Şeklinde Açılması (Kritik Kural):
- İşçi, iptal davasını ayrı, işe iade davasını ayrı mahkemelerde açmışsa, bu iki dava kesinlikle birleştirilemez. Çünkü her iki davanın tabi olduğu kanun yolları (istinaf/temyiz sınırları ve usulleri) birbirinden farklıdır.
- Bekletici Mesele Kuralı: Mahkeme, işe iade davasında karar verebilmek için anlaşma belgesinin iptali davasının sonucunu bekletici mesele yapmak zorundadır.
- Tefrik (Ayırma) Zorunluluğu: Eğer mahkeme yanlışlıkla bu iki davayı birleştirmişse, davanın hangi aşamasında olursa olsun (HMK m. 167 gereği) davaların tekrar ayrılmasına (tefrik edilmesine) ve iptal davasının bekletici mesele yapılmasına karar verilmelidir.
Hukuki Dayanak: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi (04.07.2024 T., 2024/8763 E. – 2024/10645 K.) kararı.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK md. 176) kapsamında Islah; tarafların dava veya cevap dilekçelerinde yaptıkları usuli hataları veya eksiklikleri, karşı tarafın rızası aranmaksızın düzeltmelerine (örneğin talep sonucunu artırmalarına) olanak tanıyan bir hukuki yoldur. Islah, davanın tahkikat aşaması sona erene kadar (tam veya kısmi ıslah şeklinde) yapılabilir.
Uygulamada mahkemeler tarafından verilen “1 haftalık kesin süre” kuralı çok sık karıştırılmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre kural şudur:
-
1 Haftalık Süre Verilemeyecek Durumlar: Taraflardan biri henüz ıslah işlemini yapmamış ve duruşmada sadece “Islah edeceğiz, ıslah hakkımızı kullanacağız” şeklinde beyanda bulunmuşsa, mahkeme bu tarafa ıslah yapması için 1 haftalık kesin süre veremez. Çünkü kanun zaten “tahkikatın sonuna kadar” bu hakkın kullanılabileceğini emreder.
-
1 Haftalık Süre Verilmesi Gereken Durumlar: Eğer taraf ıslah hakkını kullanmış (ıslah işlemini başlatmış) ancak usuli bir eksiklik bırakmışsa, bu eksiğin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Örneğin; ıslah işlemi yapıldığı halde dilekçesi dosyaya sunulmamışsa veya nispi ıslah harcı yatırılmamışsa, mahkeme harcın ve dilekçenin tamamlanması için tarafa 1 hafta kesin süre vermelidir.
Islahın Kapsamı ve Hukuki Etkileri: Islah işlemi geriye etkili (makable şamil) sonuç doğurur; yani usuli işlem davanın başından itibaren düzeltilmiş kabul edilir. Ancak maddi hukuka ilişkin işlemler (feragat, kabul, sulh gibi) ıslah yoluyla değiştirilemez ve davanın türü tamamen başka bir davaya dönüştürülemez. Hakkın zamanında kullanılmaması, usul hatalarının düzeltilmesi imkânını tamamen ortadan kaldırır.
Hukuki Dayanak: Yargıtay 9. HD. 11.03.2024 (2024/2325 E. – 2024/4534 K.) ve 25.01.2023 (2021/19589 E. – 2023/13549 K.) kararları.
Kasten yaralama suçunun cezası; yaralamanın şiddetine (basit bir çizik mi yoksa hayati tehlike mi olduğuna), suçun kim tarafından kime karşı işlendiğine (eşe, kamu görevlisine) ve suç aletine (silah kullanılıp kullanılmadığına) göre Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında kademeli olarak artırılır.
Yaralamanın derecesi ve nitelikli hallerine (TCK Md. 86 ve 87) göre mahkemelerin uyguladığı yasal ceza sınırları tablodaki gibidir:
| Yaralamanın Şekli ve Şiddeti | Öngörülen Ceza Süresi |
|---|---|
| Hafif (Basit) Yaralama Basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde hafif yaralamalar.(TCK 86/2) |
4 aydan 1 yıla kadar |
| Hafif Yaralama + Nitelikli Hal Hafif yaralamanın silahla, eşe/altsoya veya kamu görevlisine karşı işlenmesi.(TCK 86/2 – 86/3) |
6 aydan 1 yıl 6 aya kadar |
| Temel Kasten Yaralama Basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek boyuttaki yaralamalar.(TCK 86/1) |
1 yıldan 3 yıla kadar |
| Temel Yaralama + Nitelikli Hal Temel yaralamanın silahla, eşe/altsoya veya kamu görevlisine karşı işlenmesi.(TCK 86/1 – 86/3) |
1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar |
| AĞIRLAŞTIRICI NEDENLER (Neticesi Sebebiyle Ağırlaşmış Yaralama) | |
| Kemik Kırığı Oluşması Yaralama sonucunda vücutta kemik kırılması meydana gelmesi.(TCK 86/1 – 87/3) |
1 yıl 1 aydan 4 yıl 6 aya kadar (Kırığın derecesine göre artırılır) |
| Kemik Kırığı + Nitelikli Hal Kırığın silahla veya diğer ağırlaştırıcı sebeplerle meydana gelmesi.(TCK 86/1 – 86/3 – 87/3) |
1 yıl 7 ay 15 günden 6 yıl 9 aya kadar |
| Hayati Tehlike, Duyularda Zayıflama, Yüzde Sabit İz Yaralamanın kişinin hayatını tehlikeye sokması veya organlardan birinin işlevini zayıflatması.(TCK 86/1 – 87/1) |
3 yıldan 6 yıla kadar (Alt sınır 3 yıldan az olamaz) |
| Hayati Tehlike vb. + Nitelikli Hal Yukarıdaki durumun silahla veya diğer nitelikli hallerle işlenmesi.(TCK 86/1 – 86/3 – 87/1) |
5 yıldan 8 yıl 12 aya kadar (Alt sınır 5 yıldan az olamaz) |
| Duyu/Organ Kaybı, Yüzde Sürekli Değişiklik Organlardan birinin işlevini tamamen yitirmesi, bitkisel hayat vb.(TCK 86/1 – 87/2) |
5 yıldan 9 yıla kadar (Alt sınır 5 yıldan az olamaz) |
| Duyu/Organ Kaybı + Nitelikli Hal Organ kaybı/sürekli değişikliğin silahla vb. hallerle işlenmesi.(TCK 86/1 – 86/3 – 87/2) |
8 yıldan 12 yıl 18 aya kadar (Alt sınır 8 yıldan az olamaz) |
| Kasten Yaralama Sonucu Ölüm Öldürme kastı olmaksızın yapılan yaralama sonucunda kişinin ölmesi.(TCK 86/1 – 87/4) |
8 yıldan 12 yıla kadar |
| Yaralama Sonucu Ölüm + Nitelikli Hal Ölüme sebep olan yaralamanın silahla veya eşe karşı vb. işlenmesi.(TCK 86/1 – 86/3 – 87/4) |
12 yıldan 16 yıla kadar |
💡 Pratik Bilgi: Tabloda sürekli geçen “Nitelikli Hal (TCK 86/3)” kavramı; suçun silahla (bıçak, sopa, silah vb.), eşe/boşandığı eşe, altsoya/üstsoya, kendini savunamayacak durumdaki kişiye veya bir kamu görevlisine karşı işlenmesini ifade eder. Bu durumlarda verilecek ceza yarı oranında artırılmaktadır.
Boşanma davalarının sonuçlanma süresi, davanın mahiyetine (anlaşmalı veya çekişmeli olmasına) ve mahkemelerin iş yüküne göre büyük farklılıklar göstermektedir:
-
Anlaşmalı Boşanma Davaları: Kanunda öngörülen şartların eksiksiz sağlanması ve tarafların uzlaştığı Anlaşmalı Boşanma Protokolü’nün yetkili mahkemeye sunulması halinde süreç oldukça hızlı ilerler. Başvuru tarihinden itibaren dava genellikle 15 gün ile 2 ay içerisinde karara bağlanır. Gerekçeli kararın yazılıp kesinleşmesiyle birlikte hukuki süreç tamamlanmış olur.
-
Çekişmeli Boşanma Davaları: Tarafların boşanma, velayet, tazminat veya nafaka gibi konularda uzlaşamadığı durumlarda süreç daha detaylı işler. Karşılıklı dilekçelerin sunulması, delillerin toplanması, tanıkların dinlenmesi ve bilirkişi incelemeleri gibi aşamalar nedeniyle ilk derece mahkemesindeki (Aile Mahkemesi) yargılama ortalama 1 ila 2 yıl sürmektedir. Ancak dosyadaki uyuşmazlıkların karmaşıklığına göre bu sürenin 3 yıla kadar uzaması da söz konusu olabilmektedir.

