Kural olarak, bir kişi davada veya icra takibinde avukat (vekil) ile temsil ediliyorsa tüm tebligatların avukata yapılması esastır. Ancak hukukun doğası gereği bizzat kişinin kendisini ilgilendiren ve şahsa sıkı sıkıya bağlı olan bazı istisnai durumlarda kanun, tebligatın avukata değil doğrudan asile (müvekkile) yapılmasını emreder. Bu zorunlu haller şunlardır:
-
Şahsa Sıkı Sıkıya Bağlı İşlemler (Yemin ve İsticvap): Mahkemede bizzat kişinin yerine getirmesi gereken yemin teklifi veya isticvap (hakim önünde şahsen sorgulanma/beyan verme) gibi işlemlerde tebligat vekile değil, doğrudan asile yapılır.
-
İcra-İflas (Tazyik/Disiplin) Suçları: İcra iflas suçları (örneğin taahhüdü ihlal veya nafaka borcunu ödememe) nedeniyle borçlunun cezalandırılabilmesi için, cezanın dayanağı olan İcra Emri’nin borçlu avukatına değil, bizzat borçlunun kendisine tebliğ edilmiş olması şarttır.
-
İmza İtirazı ve Sanığın Hazır Bulunması (İİK 68/a): İcra takiplerinde imza inkârı gibi durumlarda, borçlunun bizzat hazır bulunmasını gerektiren ihtaratların (örneğin imza örneği alınması için duruşmaya çağrının) asile tebliğ edilmesi gerekir.
-
Yoklukta Verilen Ceza Hükümleri: Ceza davalarında; sanığın ve avukatının (müdafi) yokluğunda verilen hükümler, kamu davasının asıl tarafı olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmek zorundadır.
-
Avukatın İstifası: Vekilin (avukatın) dosyadan istifa ettiğine dair dilekçe, taraflar arasındaki temsil ilişkisini sonlandırdığı için bizzat asile tebliğ edilmelidir.
-
İşe İade Sonrası İşe Davet Yazısı: İş davalarında; mahkemece verilen işe iade kararının kesinleşmesi sonrasında, işveren tarafından gönderilecek olan “işe başlama/davet” ihtarnamesi işçinin avukatına değil, bizzat işçiye tebliğ edilmek zorundadır.
-
İtirazın İptali Davası: İcra takibine borçlu avukatı aracılığıyla itiraz edilmiş olsa dahi, takibin devamı için alacaklı tarafından açılacak “İtirazın İptali” davasının dava dilekçesi kural olarak asile tebliğ edilmelidir.

Leave A Comment