Kural olarak, bir kişinin sesini veya görüntüsünü ondan habersiz ve izinsiz kaydetmek Türk Ceza Kanunu kapsamında “Özel Hayatın Gizliliğini İhlal” veya “Haberleşmenin Gizliliğini İhlal” suçlarını oluşturur.

Ancak Yargıtay, kendisine karşı işlenen bir suçu ispatlama çabasında olan mağdurlar için çok önemli bir istisna getirmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre; bir tartışmayı veya kavgayı kamerayla ya da ses cihazıyla kaydetmek aşağıdaki şartların varlığı halinde SUÇ TEŞKİL ETMEZ:

  • Ani Gelişen Bir Durum Olması: Olayın aniden gelişmesi, yani kişinin o an kendisine yönelik bir saldırıyı, tehdidi, şantajı veya hakareti o anki heyecan ve telaşla kayda almış olması gerekir. (Önceden planlanarak, tuzak kurarak veya kışkırtarak alınan kayıtlar suçtur.)

  • Başka Türlü İspat İmkânının Bulunmaması: O an çevrede olayı gören/duyan bir tanık yoksa veya kolluk kuvvetlerine (polise) derhal haber verme imkânı bulunmuyorsa, kaybolma ihtimali olan delilin güvence altına alınması amacıyla kayıt yapılabilir.

  • Sadece Yetkili Makamlara Sunulması: Alınan bu ses veya görüntü kaydının yalnızca savcılığa, mahkemeye veya polise delil olarak sunulması şarttır.

⚠️ Çok Önemli Hukuki Uyarı: Haklı olduğunuzu ispatlamak için dahi olsa; çektiğiniz bu olay anı videosunu sosyal medyada (Instagram, Twitter, TikTok vb.) paylaşmak, WhatsApp gruplarına veya olaya taraf olmayan üçüncü kişilere göndermek kesinlikle suçtur ve size karşı ayrı bir ceza davası açılmasına sebep olur.

Hukuki Dayanak: Yargıtay 12. Ceza Dairesi (2017/5122 E., 2018/2516 K.) kararı.