Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK md. 176) kapsamında Islah; tarafların dava veya cevap dilekçelerinde yaptıkları usuli hataları veya eksiklikleri, karşı tarafın rızası aranmaksızın düzeltmelerine (örneğin talep sonucunu artırmalarına) olanak tanıyan bir hukuki yoldur. Islah, davanın tahkikat aşaması sona erene kadar (tam veya kısmi ıslah şeklinde) yapılabilir.

Uygulamada mahkemeler tarafından verilen “1 haftalık kesin süre” kuralı çok sık karıştırılmaktadır. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre kural şudur:

  • 1 Haftalık Süre Verilemeyecek Durumlar: Taraflardan biri henüz ıslah işlemini yapmamış ve duruşmada sadece “Islah edeceğiz, ıslah hakkımızı kullanacağız” şeklinde beyanda bulunmuşsa, mahkeme bu tarafa ıslah yapması için 1 haftalık kesin süre veremez. Çünkü kanun zaten “tahkikatın sonuna kadar” bu hakkın kullanılabileceğini emreder.

  • 1 Haftalık Süre Verilmesi Gereken Durumlar: Eğer taraf ıslah hakkını kullanmış (ıslah işlemini başlatmış) ancak usuli bir eksiklik bırakmışsa, bu eksiğin tamamlanması için 1 haftalık kesin süre verilmesi zorunludur. Örneğin; ıslah işlemi yapıldığı halde dilekçesi dosyaya sunulmamışsa veya nispi ıslah harcı yatırılmamışsa, mahkeme harcın ve dilekçenin tamamlanması için tarafa 1 hafta kesin süre vermelidir.

Islahın Kapsamı ve Hukuki Etkileri: Islah işlemi geriye etkili (makable şamil) sonuç doğurur; yani usuli işlem davanın başından itibaren düzeltilmiş kabul edilir. Ancak maddi hukuka ilişkin işlemler (feragat, kabul, sulh gibi) ıslah yoluyla değiştirilemez ve davanın türü tamamen başka bir davaya dönüştürülemez. Hakkın zamanında kullanılmaması, usul hatalarının düzeltilmesi imkânını tamamen ortadan kaldırır.

Hukuki Dayanak: Yargıtay 9. HD. 11.03.2024 (2024/2325 E. – 2024/4534 K.) ve 25.01.2023 (2021/19589 E. – 2023/13549 K.) kararları.